Aşkta mükemmelliği yakalamak elinizde

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Aşkta mükemmelliği yakalamak elinizde

Özellikle yıllar süren ilişkilerde bu tazeliği ve canlılığı koruyan çiftlerin bunu nasıl başardıklarını merak eder dururuz. Eşine, sevgilisine daha çok yakınlaşmak isteyen ve yıllar boyu heyecanlı ve enerji dolu bir ilişkinin özlemini çekenler bu yazımızda ilişkiye canlılık katacak bazı ipuçları bulacaklar.

Onunla iletişim kurun

Mutlu bir ilişkinin yolu sağlıklı bir iletişimden geçer bunu asla unutmayın. Ona her zaman her şeyi söylemekte zorlanabilirsiniz fakat her konuda mümkün olduğu kadar net olmaya çalışın ve onun sizi anlamasını sağlayın. Yoğun çalıştığı dönemlerde eşinizle iletişimimizin koptuğunu aynı evde yaşayan iki yabancıya dönüştüğünüzden şikayetçisiniz. Bu durumu düzeltmek için yemekte ya da yatarken birbirinize o gün neler yaptığınızı ayrıntısıyla anlatmaya başlayın. İletişim tek taraflı olmuyor. Konuştuğunuz kadar karşı tarafı da dinlemelisiniz.

Dürüst olun

Gerçeği duymak ister misiniz? Mutlu çiftler birbirlerine karşı dürüst davrandıkları için beraberliklerinin sağlam bir temele oturduğunu söylüyor. Bazen gerçekleri dile getirmek zor olabilir fakat böyle zamanlarda her şeyi ona dürüstçe açıklamanın en iyisi olduğunu belirtirken her şeyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne sererken ona dokunarak ve sarılarak sevginizi belli ettiğinizde her şeyin ne kadar da farklı bir şekil alabileceğini görebilirsiniz.

Ona güvenin

Özellikle evliliklerde iki tarafın da birbirine güvenmesi çok önemli. Küçük sırların gizemini çözecek ya da beyaz yalanların peşine düşecek vaktiniz yok. O yüzden de birbirinizin söylediklerine güvenin.

Beraber gülebilmek çok önemli

Birçok mutlu çift bir şakayı paylaşabildiklerinde aralarında çok derin bir yakınlaşma olduğunu söylüyor.

Onunla arkadaş olun

Partnerle sevgili olmak kadar arkadaş olmanın da çok önemli. Şunu kabul edelim aşkın ömrü kısadır. Fakat aşık olduğunuz kişiyle aynı zamanda arkadaş olursanız bu kombinasyon ilişkiniz için harikalar yaratabilir.

Karşılıklı saygı çok önemli

Ona saygı duymak için öncelikle kendinize saygı duymalısınız. Bazı konularda eşinizle çok farklı fikirlere sahip olabilirsiniz. Fakat zamanla ters düştüğünüz konularda kendinizi ifade etmeyi ve fikirlerinizi savunurken birbirinize saygı göstermeyi öğrenebilirsiniz.

Ona ‘seni seviyorum’ deyin

Mutlu beraberlikler yaşayan çiftlerin hemfikir olduğu başka bir konu da ‘seni seviyorum’un bir ilişkide söylenmesi gereken en önemli cümlelerden biri olduğu. Özellikle de sizi öfkeden deliye çevirdiği günlerde ona ‘olsun ben hala seni seviyorum’ demenin sağlıklı bir ilişkinin en önemli besin kaynağı.

AddThis Social Bookmark Button

Başkası olma kendin ol!

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Başkası olma kendin ol!

* Kişisel zevklerinizi ve sevmediklerinizi belirleyin ve tavrınızı koyun.

* Emin olmadıkça ve hazır değilseniz fedakarlık yapmayın.

* Doğal halinizden ödün vermeyin.

* Birileri işinize burnunu sokuyorsa, onlara açıkça bunu istemediğinizi söyleyin.

* Kontrolün tamamen sizin elinizde olmasından kaçının. Her kararı sizin vermenizin beklenmesi özgürlüğünüzü elinizden alacaktır.

* Beklentilerinizin her zaman karşılanamayacağını bilin ve gerektiğinde kendinizle yetinin.

* Sırf eşinizin mutluluğu için ’seni seviyorum’ demeyin. Bu, onu aldatmak demektir.

* Kısa bir süre yalnız kalmak istiyorsanız bunu açıkça söyleyin.

* Her şeyi eşinizle paylaşmak zorunda değilsiniz. Önemli olan onu incitmemenizdir.

* Eşinizin ailesinden ve arkadaşlarından sevmediğiniz kişileri ona nazik bir dille söyleyin. Fakat tavrınız çok ince bir çizgi üzerinde olmalıdır. Eşinizin o kişiyle ilgili hassasiyeti çok önemlidir. İşe yararsa sizi onlarla yalnız bırakmaz.

* Tavsiyelerle hareket etmeyin. Başka insanların tecrübesi sizi kurtarmayabilir. En doğrusunu siz biliyorsunuz.

* Son sözü siz söylemek zorunda değilsiniz ama fikrinizin olduğu konuda etkinizi gösterin. Alınan kararda sizin de payınız olsun.

* Prensiplerinizden ödün vermeyin.

* Onu kıskandırmak için karakterinizin dışında davranışlar göstermeyin, çünkü eşiniz sizi, siz olduğunuz için seçti!

AddThis Social Bookmark Button

Erkeklerden imkansızı mı istiyoruz?

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Erkeklerden imkansızı mı istiyoruz?

Beklentilerimizi elde ederek, mutlu olmada ne kadar başarılıyız? Sağlıklı bir ilişki ve iletişim için nasıl davranmalıyız?

Günümüzde sosyal hayat ve yaşam tarzları giderek değiştiğinden, her şeyin daha güzeli, daha pahalısı, daha ulaşılmazı olduğundan, para kazanıp güçlü durması, toplum içinde statü sahibi olmak için mücadele vermesi gereken erkekler, artık bunların üstesinden gelmekte zorlanıyorlar. Onlar için yaşamda belirli bir statü oluşturmak, eskisine oranla daha da güçleşti.

Buna karşılık, bizlerin yani kadınların rollerinde de değişimler oldu: Kendi kimliğimizi keşfettik, ideallerimizi belirledik. Daha duygusal, daha doyurucu, bizim güçlü modelimizle baş edebilecek, yardım çağrılarımıza da gerektiğinde cevap verecek erkeklerin arayışına girdik. Dışarıda kendi kimliğini oluşturmaya çalışan erkeğe, evde kadın ve anne rolleri yüklenmeye başladığında, söz konusu erkek ilişki içinde uyum sağlama güçlüğü çekiyor. Bunun sonucunda ise ortaya tükenmiş erkek modeli çıkıyor.

Uyum sağlamakta zorlanıyorlar

Çocuk sahibi olmak, masada sıcak bir yemek, temiz çamaşırlar, derli toplu bir ev isteyen erkeklerin saltanatı, yeni kuşakla birlikte çöküyor çökmesine de, değişmeye çabalayan erkeklerimiz de tükenip gidiyorlar bu arada. Çünkü biz kadınlar yetinmeyi bilmiyoruz!

“Makineyi boşalttım, şimdi ne yapayım?” diye soran eşimizi, “Boşalttın da her şeyi yanlış yere dizmişsin” diye azarlayabiliyor ya da “Bebeğin altını değiştirdim” dediğinde “Belli, her yeri batırmışsın” diyerek eleştirebiliyoruz. Destekleyici olmadığımız için erkekler değişimlerine uyum sağlayamıyorlar.

Beklentilerimiz ağır

“İlgili bir baba olsun, işinde başarılı olsun, düşünceli bir koca olsun!” Eşlerimizden istediklerimiz, beklentilerimiz, öyle yapılması çok zor şeyler de değil aslında. Ama… Unuttuğumuz bir şey var: Hiçbir erkek; ne babamız, ne ağabeyimiz, ne televizyondaki dizi oyuncusu, ne de kocamız…

Hiçbir erkek, bizim gibi ayrıntılı ve ince düşünemez. Çünkü bu onların yapılarına ters. Erkekler olaylara daha düz ve mantık çerçevesinde yaklaşır. Dolayısıyla, bizim gibi duygusal düşünmelerini istememiz ve bunu her defasında gündeme getirip, eleştirmemiz, onları yıpratıyor.

İmkansızı istiyoruz

İnsanların beklentileri asla tükenmez. Tüketim çılgınlığıyla beraber, bizim kuşağımızda hayaller insana erişilebilirmiş gibi geliyor. Nasıl ki erkeklerin kafasında her zaman iş bitirici, hiç yorulmayan “süper kadın” imajı varsa ve bu imaj bizi nasıl “tüketiyorsa”, bizim kafamızdaki hatasız, yardımsever, mükemmel erkek tipi de onları “tüketiyor”! İsteklerimizin bir tanesini bile, gerçekleştiremediğimizi gördüğümüzde hem kendimize hem de karşımızdakine yükleniveriyoruz.

Erkekler, eşlerinden daha fazla seks, daha fazla ilgi, daha iyi analık, daha iyi aşçılık beklerken, kadınlar da kocalarından daha çok para, daha fazla sadakat, daha iyi babalık, daha fazla yardımseverlik bekliyorlar. İsteklerin çıtasını her iki cins olarak azamiye indirmeliyiz.

Sorumluluk paylaşma yolları

Aslında kadın veya erkek, evlenecekleri noktada seçimlerine dikkat etmeliler. Yemek pişiren, evin bakımı ile ilgili tüm sorumlulukları üstlenebilecek kapasitede biriyle mi birliktesiniz gerçekten? Öncelikle biz kadınların eşlerimizin hangi konuda değişmeyeceklerini görmemiz ve bu gerçeklerle bir an önce yüzleşmesi gerek. Ardından da değişebileceği, çaba sarf edebileceği alanlara yoğunlaşmalıyız.

Erkek elinden geleni yapıyor ama yine de başarısız oluyorsa, tepesinde dırdır etmek yerine, ona yol gösterebilir, onun yerine boşlukları doldurabilir, onu cesaretlendirebilirsiniz. “Makineyi ne iyi yaptın da boşalttın tatlım”, “Harikasın, bebeğin altını değiştirmişsin” gibi cümleler daha yapıcı olmaz mı?

AddThis Social Bookmark Button

Evliliğin anahtarı: Seks!

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Evliliğin anahtarı: Seks!

Uzun ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolü nedir?

Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle evliliklerden büyük beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu beklentilerle uyuşmazsa, eşlerden biri veya her ikisi hata yaptığını düşünebilir.

İyi bir evlilik romantik mi olmalı?

Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları olabilir. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissettikleri ve hissetmedikleri zamanlar vardır. Ama aşkı hissetmemek, onun orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü, ne de yeteneği yeterli olur. Mutluluk kişinin içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü bulunur, ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

Sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?

Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Eşler birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine tutarlı bir şekilde yaklaşır ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse, o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelik de o zaman ortaya çıkar. Bir eşin ne kadar zeki veya güçlü kişisel özellikleri olursa olsun, eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finansal ihtiyaç ve beklentilerin açık bir şekilde sözel olarak iletilmesi gerekir.

Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?

Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır, ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değil. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları olabilir. Ancak bu farklılıklar bir eşin doğru, diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Sadece eşlerin birbirinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenebilir. Önemli olan; iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesi.

AddThis Social Bookmark Button

Var mı bekarlık gibisi?

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Var mı bekarlık gibisi?

Bekarlık günleriniz hayatınızın en heyecanlı ve güzel dönemi aslında. Eğer bu fikre katılmıyorsanız sahip olduğunuz avantajlara bir kere daha göz atmaya ne dersiniz?

- Erkeklerin o hassas erkeklik egosunu hiçbir şekilde tatmin etmenize gerek yok. Bunun yerine yakın arkadaşlarınızın dertlerini dinleyebilir, onlarla birlikte ağlayabilirsiniz.

- Sürekli olarak epilasyon yapmanıza hiç gerek yok. Canınız istediği zaman ve istediğiniz şekilde tüylerinizden kurtulabilirsiniz.

- İç çamaşırlarınızı, kirli kıyafetlerinizi, çoraplarınızı saklamanıza gerek yok. Her şeyinizi evin herhangi bir köşesinde çıkartabilirsiniz.

- Dilediğiniz kadar eski eşyayı evinize yığabilirsiniz.

- İstediğiniz filmi istediğiniz saatte izleyebilirsiniz. DVD kiralamak için kimsenin fikrini almanıza gerek yok.

- Ailenize daha çok vakit ayırabilir, uzun zamandır yapmayı planladığınız şeyleri birlikte yapabilirsiniz.

- Bir partide ya da barda içiniz rahat olarak istediğiniz adamla flört edebilirsiniz. Sürekli arkanıza dönüp “Hayatım bak şurada arkadaşlarımla olacağım” demenize de gerek yok.

- Pembe dizileri, yemek ve dekorasyon programlarını kendinizi bütün kadınlar adına savunmanıza gerek kalmadan rahatlıkla izleyebilir ve bunlar üzerinde yorum yapabilirsiniz.

- Kız arkadaşlarınızla saatlerce telefonda sohbet edebilirsiniz.

- Erkek arkadaşlarına bira ve yemek ikram edip bütün gece boyunca seksi kadınlar hakkında atıp tutmalarını dinlemek zorunda değilsiniz.

- Bir yere davet edildiğinizde kimseye “olur mu?” diye sormanıza gerek yok. Karar sizin, gidin ve eğlenin.

- Hiç temiz çorabı kalmamış diye çamaşır yıkama derdiniz yok.

AddThis Social Bookmark Button

Evliliği küçümsemeyin!

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Evliliği küçümsemeyin!

Uzmanlar, çiftler evlendikten sonra artık ortak bir bütçeleri olacağını, ancak para harcama alışkanlıklarının birbirininkine uymayabileceğini belirtiyor. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken noktaları uzmanlar şöyle anlatıyor:

“Eğer çalışmayacaksanız, eşiniz size günlük ev harcamalarının dışında da para bırakmalıdır. İleriki planlarınız için, örneğin ev almak, taksit ödemek gibi, sizin de paranızın ne durumda olduğundan haberdar olmanız gerekir. Eğer siz de çalışacaksanız, her ikiniz de kazandığınız parayı ortak bir hesaba yatırabilirsiniz. Ancak kendiniz için para biriktirmek gibi bir niyetiniz varsa, her ikiniz için özel bir hesap açtırıp, her ay buraya belli bir miktarda para yatırabilir ve kalanı, ortak hesaba aktarabilirsiniz. Ortak hesaptan yapacağınız harcamalarıysa birbirinize haber vermenizde fayda vardır.”

İş bölümü

Bütün erkeklerin, ev işlerinde annelerine ne kadar yardımcı olduklarını, her zaman kendi işlerini üstlendiklerini söylediklerini hatırlatan uzmanlar, ancak iş gerçeğe döküldüğünde, durumun sanıldığı gibi olmadığının görülebileceğini bildiriyor. Uzmanlar, bu konunun önceden konuşulması gereğine dikkat çekerek, “Sizin ütü yapıp, yemek hazırlamak için değil bir yuva kurmak için onunla evlendiğinizin altını çizmelisiniz. Şüphesiz çalışmayıp, ev kadını olmayı tercih ettiğiniz takdirde ev işlerinin büyük sorumluluğu sizde olacaktır. Ama bu, müstakbel eşinizin size kesinlikle yardım etmeyeceği anlamına gelmez” diyorlar.

Çocuklar

Uzmanlar, çocuk konusunun da evlilikte önemli sorunlardan biri olduğunu vurgulayarak şunları kaydediyor:

“Henüz çocuk doğurmaya hazır olmadığınızı düşünebilir, bu yüzden beklemek isteyebilirsiniz. Öte yandan eşiniz sizinle hemfikir olmayabilir. Bu durumu da önceden çözmeniz gerekir. Çocuk yapacağınız zamanı birlikte kararlaştırmalı, bu konuda size baskı yapmamasını önceden sağlamalısınız”.

Aile

Aileler ve çevrelerin, ilişkinin yürüyüp yürümemesindeki en büyük etken olduğunu ifade eden uzmanlar, “Eğer taraflardan biri ailesine fazlasıyla bağlıysa diğeri bu durumdan rahatsız olabilir. Örneğin eşinizin annesi sürekli gelip, sizin ortak hayatınıza müdahale ediyorsa, ikilemler yaşanacaktır. Bu yüzden evlenmeden önce bu konuya değinmeli, ikinizin de hoşlanacağı bir yol bulmalısınız. Bunu önceden konuşmanız, ilerideki pürüzleri de silecektir” tavsiyesinde bulunuyor.

Çalışmak

Uzmanlar, birçok kadının, eşi izin vermediği için istediği halde çalışamadığını da hatırlatıyor. Bu yüzden bu konunun da evlenmeden önce netleştirilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, “Eğer çalışamıyorsanız, evlendikten ve çocuklarınız doğduktan sonra da iş hayatınızı sürdürebileceğinizi eşinize net biçimde anlatmalısınız. Çalışma hayatınız yoksa bile, ona istediğiniz takdirde çalışabileceğinizi belirtmelisiniz. Bu şartlar size önemsiz gibi gelebilir ama ileriki yaşantınızda nelerle karşılaşabileceğinizi bilmediğinizi unutmayın” diye uyarıyorlar.

AddThis Social Bookmark Button

Evlilik kurtaran reçeteler

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Evlilik kurtaran reçeteler

2. yıl krizi

Psikologlar evlilikte artık ilk 7 değil ilk 2 yılın tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Yapılan bir araştırma, evliliğin ilk 2 yılında duygusallıktan, uyum ve sevgiden ödün vermeyen çiftlerin bir ömür boyu birlikte olma ihtimallerinin çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.

1991 yılında evlenen 156 çifti inceleyen bu kişilerin eşlerine karşı hissettiklerini, tavırlarını mercek altına alan ekip, “Çiftin boşanıp boşanmayacağı, ilk 24 ayda belli oluyor” diyor.

Kısa ayrılıklar

Evlilik terapistlerinin çoğu ‘uzun evliliğin sırrı kısa süreli ayrılıklardır’ prensibinde birleşiyor. Uzmanlar her 2-3 yılda bir çiftlere 1 ila 5 ay arası değişen sürelerle ayrı kalmalarını öneriyor ve ‘tedavi amaçlı ayrılıkların’ mucizeler yarattığını söylüyor.

Uzmanlar, birlikteliğin ilk günlerindeki heyecanı, tutkuyu yakalamak için şu önerilerde de bulunuyor:

Sizin için yaptıklarını bir hatırlayın

Eşinize nasıl davranıyorsunuz? Ona, herhangi bir tanıdığa gösterdiğiniz ilgi ve sevecenliği gösteriyor musunuz?

Eğer takdir ve teşekkürün yerini ilgisizlik ve talepler aldıysa, tehlikeli bir noktadasınız demektir. Bu durumda yapılacak şey, eşinizin sizin için yaptığı şeyleri yapmaya mecbur olmadığını düşünmek.

Eşinizin sizin için her gün yaptığı şeylerin bir listesini çıkarın ve sonra kendi kendinize, bunların kaçı için ona teşekkür ettiğinizi bir sorun.

Basit bir teşekkürün birçok şeyi değiştirebileceğini unutmayın.

Tahmincilik yapmayın

Eşinizin düşündüğü ve duyduğu şeyleri tahmin etmekten vazgeçin çünkü hata yapabilir ve gereksiz yere kavgaya sebebiyet vermiş olursunuz.

Kaç kere karşımızdakinin hareketlerinden yanlış sonuçlar çıkardığımızı, gerçeği tesadüfen veya çok zaman sonra anladığınızı bir düşünün.

Çoğu kez eşimize, doğru olmayan istekler yükleriz. Mesafeli duran bir eş sorunlu veya üzgün olabilir, unutmayın.

Suçlamayın

“Senin suçun” demek ne kadar da kolay! Yolunda gitmeyen bir olayda kendi suçunu aramaktan çok daha kolay kuşkusuz.

Suçlamak sorunları çözmez, çözmediği gibi birbiri ardına yeni suçlamalar getirir. Suçlamalar gerçeği görmeyi engeller ve istemeden de olsa incitici hakaretler doğurabilir.

AddThis Social Bookmark Button

Evliliğin düşmanları

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Evliliğin düşmanları

Eleştiri

“Sen hep böylesin. Zaten bir gün bile olsun beni dinlemedin. Hep bağırıyorsun. Beceriksizsin. Filanın eşinden ibret al. Beni üzmekten zevk alıyorsun” şeklindeki ifadeler, eşi suçlayıcı, yargılayıcı ve kırıcı eleştirilerdir. Oysa iletişimde “ben” dilini kullandığımızda eşimize şöyle diyebiliriz: “Ben bu sözünden veya davranışından dolayı çok üzüldüm, hayal kırıklığı yaşadım.” Bu ifade daha yumuşak olduğundan, ayrıca kişide oluşturduğu duyguyu da olaya yansıttığından eşi olumlu yönde etkileyebilir.

Genelleme

“Hep böylesin. Böyle yaparsın. Zaten senden başkası da beklenmez. Bencilsin. Hiç değişmiyorsun. Bu huyunu annenden, babandan kapmışsın. Bir gün de iyi yanını göremeyecek miyim?” tarzındaki ifadeler, eşi bir kalıba sokan ve damgalayan ifadelerdir. Mantıksal olarak düşündüğümüzde, madem ki eşiniz söylediğiniz gibi “hep öyle”, yıllardır değişmiyor; peki siz ne oranda değiştiniz? İşe kendinizi değiştirmekle başlayın.

Aklını okumak

Evlilikte ilişki bozulmaya ve mutsuzluk ortaya çıkmaya başlayınca araya mesafeler girer. Sürekli kavga, üzüntü, bir noktada çiftleri sessizliğe ve kendi dünyalarına iter. Fakat burada sözlü iletişim yerine sözsüz iletişim, yani davranışlardan anlamlar çıkarıp, eşi yargılama süreci başlar. “Hah yine kızdın. Bakışlarından anladım. Sen öyle demek istemedin. Senin kafanın içinde neler var, çok iyi biliyorum.” Tarzındaki yaklaşımlar, eşin jest ve mimiklerinden, hal ve hareketlerinden anlamlar çıkarmaya yöneliktir.

İşi yokuşa sürmek

Zamanla eşlerden birinde olumlu bir değişiklik olmuştur veya gittikleri doktor dinlenilmiş ve kişi olumsuz bir davranışından vazgeçmiştir; diğer eşin: “10 yıldır sana söyledim, ama beni dinlemezsin; sonunda dediğime geldin. Başkası deyince daha mı kıymetli oluyor?” biçimindeki konuşmaları, eşi üzen ve geriye döndürebilecek tarzdadır. Oysa; “Bu değişiklikten dolayı çok mutluyum, sevinçliyim. Gel beraber plan yapalım; başka nelerimizi değiştirebiliriz, onları konuşalım” tarzında bir diyalog kurulursa olumlu değişiklik pekişir ve devamı için de teşvik edilmiş olunur.

Geçmişi hatırlatmak

Herkesin evliliğinde, geçmişte yaşadığı olumsuz bir anısı vardır. Aile kavgaları, kırgınlıklar, ihanetler, küçük düşürmeler ve hayal kırıklıklarıdır. Geçmişte yaşanan kötü anıyı sürekli gündeme getirmek sıkıntı doğurur ve sorunları pekiştirir.

Hep haklı olmak

Hatalar, yanlışlıklar iki taraftan da kaynaklandığı halde “Kim daha haklı?” diye adeta “mahkeme” kurulur. “Evliliğimiz boyunca kavgaları hiç ben başlatmadım. Sen hep bana kötü davrandın, beni aşağıladın. Bütün sorunlar senden kaynaklanıyor.” Bu tarz kalıp sözler, tıkanan evliliklerin klasik sözleridir. Oysa önce kendimize bakmamız ve “Ben nerede hata yapıyorum, yanlışım ne olabilir?” diye düşünmek gerekir. Sürekli karşı tarafı haksız görmek işin kolaycı yönüdür.

Sorumluluk

Aile yükünün tek tarafa yüklenmesi kişiyi aşırı strese sokup gergin ve öfkeli yapabilir. Bu yüzden hiçbir cinsiyet ayırımı gözetmeksizin yapılacak işleri ortaklaşa yapmaya gayret etmek gerekir. Diğer yandan, ilişkideki bozulmadan dolayı “Sen beni zorluyorsun, çıldırtıyorsun; bu yüzden öfkeleniyorum” yerine, “Seninle ilişkimde zorlanıyor ve bazen öfkemi kontrol edemiyorum” tarzında konuşulsa, kişi kendisini de ortaya koyuyor ve sorumluluğu paylaşmış oluyor; böylece eşi suçlamıyor, soruna dikkat çekip, üzerinde düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor.

Mantıksal yaklaşım

“Ya bana iyi bir neden göster, söylediklerimi çürüt, ya da beni kabul et.” Yaklaşımı evlilikle iş ilişkisini karıştırma yaklaşımıdır. Evlilikte roller, duygular, cinsellik ve birçok değişken rol oynar. Kendimizi “temize çıkarma”da mantık olayını ileri sürmek kendi kendimizi aldatmaktan ibarettir.

Sözünü kesmek

İletişimde en önemli husus, konuşan insanı sonuna kadar dinlemek, çok gerekliyse aralarda girmektir. Dinlememiz, anlamamız ve kendimizi anlatmamız gerekiyor. Bunun yolu da saygıyla dinlemek ve ses tonunu yükseltmemektir.

Terapist yaklaşımı

Eş, ne kadar ilgili ve tecrübeli olursa olsun, kendisini doktor yerine koymamalı; çünkü bir şey değişmez, eşi kendisini dinlemez ve dirençle karşılaşır. Bu yüzden “iyi bir eş, arkadaş, sevgili” nasıl olursa, ona öyle davranmalıdır.

AddThis Social Bookmark Button

Evliliğinizi kurtarın

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Evliliğinizi kurtarın

* Birbirinizden korkmayın, çekinmeyin, utanmayın.

* Düşüncelerinizi, duygu ve kızgınlıklarınızı uygun sözcüklerle birbirinize aktarın.

* Birbirinizin sözünü kesmeden dinleyin.

* Konuşmalarınıza bir sevgi sözcüğüyle başlayın.

* Eşinizi sorgular ve suçlar tarzda soru sormayın.

* Duygularınız konusunda birbirinizi yargılamayın; duyguların tartışmasını yapmayın.

* Yalan söylemeyin; açık ve dürüst olun.

* Birbirinize “yalnız kalma” hakkı tanıyın.

* Eşinizin özel zevklerine ilginizi belli edin.

* Cinsel yaşamınıza yenilik getirin.

* Eleştirilerinizin yıkıcı olmamasına özen gösterin; eşinizin olumlu davranışlarını ödüllendirin.

* Akşam yemeklerinde bir arada olmaya, içten ve sıcak sohbetlerde bulunmaya gayret edin.

* Özel günlerinizi unutmayın. Sürprizler hazırlayın

AddThis Social Bookmark Button

Evlilik

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Evlilik bir sanattır

Bir çift ayrılmadan, bağlılıklarını bozmadan, bunca sene beraber kalabilmişse, biz bunu takdir ediyor ve “mutlu” kabul ediyoruz. Acaba bu her zaman böyle mi? İsterseniz bu orta yaş evliliklerini biraz irdeleyelim. İlk yıllarda problemler görmezlikten gelinir. Zira çocuklarımız ya yeni doğuyordur ya küçüktürler ve biz çok doluyuzdur. Birbirimize toleransımız boldur. Sorunlarımız varsa da gerektiği kadar üstünde durmaz, arka plana atarız. Hayat ilerlerken problemler de ilerler, katılaşır; ancak şimdi de, ergenlik çağına gelmiş çocuklarımız yine ön plandadır. Problemlerimizi realize ederiz, ancak gerektiği kadar üzerinde durmayız. Bu arada parasal sıkıntılarımız da istesek bile, gerekli önlemleri almamızı engeller. İşteki problemlerimiz, uğraşı alanlarımızın tümünü alır. Para, çocuklar, işteki yükselme uğraşılarımız ve belki de anne ve babalarımız bu yılların başrol oyuncularıdır.

Boş yuva sendromu

Derken orta yaş problemleri daha ön plana çıkmaya başlar; vücudumuz sarkmaya, yüzümüz kırışmaya, saçlarımız beyazlaşmaya yüz tutar. Görüş bozuklukları, yakın gözlük, oramızın buramızın ağrıları, derken bir de bakarız ki çocuklar büyümüş ve bir zamanlar çok dolu olan ev boşalmış. Amerikalılar’ın “emty nest” dedikleri, yani, boş yuva sendromu bizi de sarmaya başlar. Eskisi kadar bize muhtaç olmayan ev halkı; kendimizi bulmamıza; veya daha kötüsü kendimizi dinlememize bol zaman bırakır. Eğer sağ duyumuzu kullanırsak veya daha az problemli bir 20 yıl geçirmişsek, bu zaman dilimini, senelerdir yapamadığımız hobilerimize ayırır; kendimizi keşfetmeye ve geliştirmeye çalışırız. Eşimize daha çok yönelir, romantizmimizi yaşar; belki de tekrar ufak flörtlere başlar; seyahatler ederiz. Peki ama ya zaten mutsuz idiysek ve şimdi yalnız kalınca kendimizi dinlemeye başlamışsak? Psikosomatik rahatsızlıklar (yani hastalık hastası olmak) başlamışsa; gittikçe şişmanlıyor; her şeyi kendimize dert ediyor; kendimizi mutsuz hissediyorsak? Ya hele panik ataklar başlamış, depresyon belirtileri, korkular da varsa. Bu arada, tabii kadın olarak, eşimize karşı davranışlarımızda değişmeye; onca zamandır yaptığı şeylerden sinir almaya, terslemeye, takmaya başlarız. Bu arada kocamız da bu durumdan etkilenmeye, sıkılmaya ve giderek yalnızlaşmaya başlar. Eşler sudan sebeplerle kavga etmeye ve birbirlerini suçlamaya, incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerle, sinir harbine girerler. Sonuçta, “fark etmeden haşlanan kurbağa” misali, kendilerini ruhsal boşlukta bulurlar. Sevgi boşluğu, fikirsel ayrılıklar, müşterek tarafların eksikliği giderek araya uçurumlar sokar.

Uzman yardımı şart!

Neticede ya aralarında sevgi ve saygı varsa “Evlilik terapistine” gelir yardım alırlar, ya da birinden biri diğerine ihanet eder! Maalesef en çok ikinci şık sonucu bana geliyorlar. Zira ihanet eden kişi, içindeki sevgi, alaka boşluğu mu, o anın şartlarında, önüne kim çıkarsa bunu onunla dolduruyor. Daha doğru bir tanımla “Denize düşen yılana sarılıyor.” Bununla kimseyi aşağılamak istemiyorum ama, o anın şartlarında, içinde bulunulan duygusal boşluk, fazla araştırılmaksızın dolduruluyor. İhanet edilen ise, bir şekilde haberdar oluyor ve kıyametleri koparıyor. Sonradan pişman olunacak şiddet, hakaret tabii ki çifti içinden çıkılmaz bir yaşantıya itiyor. Eğer hiç olmazsa bu safhada, aklı-selimlerini kullanıp “evlilik terapisi” almayanlarsa, maalesef bir hiç yüzünden boşanıyorlar. Ama “evlilik terapisi” alırlarsa, aralarındaki kopukluk ne zaman başladı; nereden bu duruma geldiler; başından beri aralarındaki uyuşmazlıklar neydi, çocukları ne kadar bundan etkilendi, bütün bunlar tek tek irdelenip şahıslarla paylaşılır. Dolayısı ile gerek kendilerini, gerek karşı tarafı, gerek evliliklerini ne kadar iyi tanırlarsa, o kadar doğru çözümü bulmuş olurlar. Psikolojik üzüntülerin sebep olabileceği rahatsızlıklardan kurtularak, birbirlerini kıracaklarına yapıcı olabilmenin pozitif etkisini, evlilik sanatı dediğimiz, konuşmak, dokunmak, hatta münakaşa etmenin dahi yollarını öğrenmek; ancak ve ancak “evlilik terapisi” almakla mümkündür.

AddThis Social Bookmark Button

Erkekleri anlama kılavuzu

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Erkekleri anlama kılavuzu
Sevdikleri şeyler

* Başları sıkıştığında ve yardıma ihtiyaçları olduğunda, sizin şefkatli kollarınızı neredeyse en işe yarar çözümlere tercih ederler.

* Küçük ve şımarık bir çocuk gibi konuşarak, kendinizi hasta hissettiğinizi ve ateşinizin olduğunu söylemeniz onun çok hoşuna gider.

* Eski ilişkilerinden nadir de olsa bahsettiklerinde, yüzünüzde beliren merak ve kuşku dolu ifadeleri görmekten çok keyif alırlar.

* Sevdikleri kadından bir bebek sahibi olmak, onları müthiş mutlu eder.

Sinir oldukları

* Üst üste, çarpık ya da sivri dişler. Erkekler inci gibi dişlere ve mükemmel bir gülüşe sahip kadınların hayalini kurarlar. Sizin de bu konuda probleminiz varsa, bir ortodontiste gitmenizde yarar var.

* Kuaförden çıkmış fönlü saçlar. Yataktan yeni kalkmış bir saç görüntüsü, her erkeğe tahmininizden çok daha fazla seksi ve çekici gelir.

* Akmış gibi gözüken siyah göz makyajı. Karşılarında rock yıldızları gibi makyaj yapan bir kadını görmeye dayanamazlar.

* Küçük göğüsler onları her zaman hayal kırıklığına uğratır.

Hayret ettikleri

* En detaylı düşünülmüş planları bile mahveden o meşhur kadın içgüdüleri, erkekleri çok şaşırtır.

* Kadınların onlara çok gereksiz olan kuşkuları ve paranoyakça davranışları karşısında, erkekler nasıl hareket etmeleri gerektiğini bir türlü bilemezler.

* Bir yolculuğa çıkmadan önceki bitmek bilmeyen bavul hazırlıkları.

* Erkekler kadınların en ufak bir şeyi abarttıkları ve pire için yorgan yaktıkları konusunda hemfikirdirler. Bu gereksiz alınganlıklara bir anlam veremezler.

* Yıllar önce sıradan bir konuşma sırasında erkeklere söylenmiş bir sözün unutulmayıp, yıllar sonra tekrar açılması onları hayretler içinde bırakır.

* Kadınların yüzlerindeki kırışıklıkları ve aldıkları birkaç kiloyu büyük sorun haline getirmelerini anlamakta zorlanırlar.

* Bir türlü bitmek bilmeyen uzun telefon konuşmaları! Bunu her ne kadar gereksiz görseler de kendilerinin de aynı şeyi yaptıklarının farkında değildirler.

* Erkekler, kadınların ayna karşısında çok fazla zaman harcadıklarını, bir tutam saçın havada olmasının ne gibi bir önemi olacağını düşünürler.

AddThis Social Bookmark Button

Mükemmel bir eş olmak için

30 Mart 2008 voLkAn Kategori: Kadın Özel Yorum Yok »

Evlilik
Mükemmel bir eş olmak için

Amerikalı yazar çift Linda ve Charlie Bloom, ‘Keşke Evlendiğim Zaman Bunları Bilseydim’ başlıklı kitapta evlilikle ilgili 6 gerçeği şöyle sıralamış:

1- Birini ölesiye severken, aynı zamanda ondan öldüresiye nefret etmek mümkündür.

2- Eğer eşiniz yanınızda olmayınca kendinizi mutlu hissetmiyorsanız, onunla asla mutlu bir evlilik sürdüremezsiniz.

3- Nerelerde hata yapıldığını araştırmak yerine, her şeyi doğru yapmaya odaklanmak çok daha akıllıca bir davranış olur.

4- Cinsel birleşmenin kusursuzluğu evliliği mükemmel yapmaz, ama doğrusu yararı da vardır.

5- Karşı cinsten bir yabancıdan hoşlanmak evliliği bitirmez, sadece biraz zedeler.

6- Eğer eşiniz bir meseleyi önemli buluyorsa, onun gerçekten önemli olduğuna inanmak zorundasınız.

Sırlar açıklanmalı mı?

Eşinizle, uzunca bir flört dönemi yaşamış olsanız da aynı çatı altında evli bir çift kimliğine bürününce, birbirinizi çok da iyi tanımadığınızı fark edeceksiniz. Eskilerin bir sözü vardır; ‘Erkek, evinde pijamasını giyip koltuğuna oturmadıkça, onu yeterince tanıyamazsın’ derler. Bu sözlere kulak vermek gerek. Evlendiğiniz kişi, önceleri size hep olumlu yanlarıyla kendini gösterdi. Onun özel alışkanlıklarını, birlikte yaşamaya başlamadan önce bilmeniz biraz zor.

Yeni hayatınızın ilk günlerinde, birbirinize geçmişinizden söz edeceksiniz. Çocukluk yılları, aileler, akrabalar, arkadaşlar bir bir anlatılacak. Bu arada eşiniz belki ilk aşkınızı öğrenmek isteyecek. Belki siz daha önceki duygusal ilişkilerinizi eşinize anlatmaktan kaçınacaksınız. Tabii siz suskun kaldıkça eşinizin merakı artacak ve sizi konuşmaya zorlayacak. Aynı durum sizin için de geçerli. Eşinizin geçmişini ayrıntılarıyla öğrenmeye hak kazandığınızı düşünecek ve soruları peş peşe sıralayacaksınız.

Geçmişin muhasebesi yapılırken kadın da erkek de çok dikkatli olmalı. Kaçamak cevaplar yerine gerçekleri fazla ayrıntıya girmeden anlatmalı. Hiçbir sır, karı kocanın arasına girmemeli. Belki bazı gerçekleri gizleyerek o gün için durumu idare etmiş olabilirsiniz. Ama eşinizin her şeyi başkalarından öğrenmesi ihtimalinin yüksek olduğunu da unutmayın.

Kadının da erkeğin de geçmişte kalan yaşantısının yeni yaşantıya gölge düşürmesi, mutluluğa darbe vurur. Bu nedenle kadının da erkeğin de olgunluk gösterip, geçmişteki olayları önemsememesi iki tarafın da lehinedir.

Şimdi gösteri zamanı

Yeni evli her genç kadın, ev yönetiminde usta olduğunu kocasına kanıtlamak ister. Çalışan kadın da, evinde oturmayı tercih eden kadın da aynı hevesle, ev yönetimine kendini adar. Daha önce de belirttiğimiz gibi, yeni evli çiftler, bir süre yabancılık çekerler. Bu dönemde kadın, eşinin sevdiğine inandığı yemekleri sunmayı dener. Onun çayını kaç şekerli içtiğini, sofra alışkanlıklarını bir çırpıda öğrenip sanki kırk yıllık evliymişler gibi eşinin her isteğini o daha bir şey söylemeden yerine getirmeye çalışır. Çocukluğunda her gün arkadaşlarıyla oynadığı ‘evcilik oyunu’nu tekrarlar gibidir.

Erkek de kadından geri kalmaz. Eşinin yaktığı yemeği, ‘Çok lezzetli olmuş’ diyerek yemeye çalışır. Evde yaptığı her düzenlemeyi beğenmiş görünür. Eşinin isteklerini yerine getirmek için çaba harcar.

Bir süre sonra kadın da erkek de bu evcilik oyunundan sıkılmaya başlar. İlk şikayet kadından gelir: ‘Gün boyu onu memnun etmek için çalışıp çabalıyorum. Eve bir karış suratla geliyor, bir tatlı sözle gönlümü almayı denemiyor. Ben bu evin kölesi miyim?’

Erkeğin de kendi açısından şikayetleri peş peşe sıralanır: ‘Doğru dürüst yemek pişirmesini öğrenemedi. Annemi kendine örnek alsa ya… Akşamları, ben yorgun argın eve geliyorum. Hanımefendi benimle hiç ilgilenmiyor. Bir köşeye çekilip oturuyor.’

Aslında yeni evli bir çiftin birbirinden bu kadar çabuk şikayete başlaması pekala önlenebilir. Evliliği bir oyun diye düşünüp, rolünü başarıyla oynamaya çalışmak, kısa zamanda bu başrol oyuncularını yorgun düşürür. Kadın da erkek de mükemmel eş rolüne kendilerini kaptırmak yerine doğal davransalar, kısa sürede şikayete başlamazlar.

Evlilikte kadının da erkeğin de sorumlulukları eşit olarak paylaşmayı baştan kabullenmeleri, çok şeyi değiştirir. Kadın, sadece pişirdiği yemeklerle, ev içindeki düzenlemelerle yuvasının mutluluğunu sağlayacağını düşünmemeli. Erkek de sadece evde her işinin görülmesinin yeterli olacağına inanmamalı. Evlilik, aynı zamanda bir ortaklıktır. Kadın, eşinin yemeği kadar düşünceleriyle, sorunlarıyla ilgilenmeli. Karı-koca, birbirlerinin zevklerini paylaşmalı. Evde, iki arkadaş gibi dertleşip, sorunları birlikte çözmeli.

Aile büyükleri

Yeni evliler için önemli sorunların başında iki tarafın aileleri geliyor. Özellikle kayınvalide-kayınpeder meselesi hiç ihmale gelmez. Kayınvalidelerin gelinlerini sevemedikleri, damatlarını her zaman el üstünde tuttukları söylenir. Kimi ailelerde bu sözleri doğrulayan olaylar yaşanır… Kimilerinde ise gelin-kaynana, herkesi kıskandıracak derecede mükemmel bir ittifak içine girerler. Siz bütün bu anlatılanlara kulak vermeyin. Eşinizin ailesiyle mesafeli ama olumlu bir ilişki başlatın. Eşinizin annesi, evinizde size akıl vermeye, bazı düzenlemeler yapmaya kalkışırsa, eşinizin bu tür değişikliklerden hoşlanmayacağını belirtip, kayınvalidenin kalbini kırmadan meseleyi geçiştirin. Sizin anneniz, damadına hükmetmeye kalkışırsa, onu da engellemek için elinizden geleni yapın. Aile büyüklerinin size hükmetmelerine izin vermeyin. Bu arada siz de, eşiniz de ‘bizim ev’ denildiği zaman yıllarınızı geçirdiğiniz baba evini değil, yeni eşinizle birlikte kurduğunuz yuvayı aklınıza getirin. Hiçbir erkek, eşinin ‘Bizim evde şu olur, bu olur’ diye söz etmesinden hoşlanmaz. Ve tabii hiçbir kadın da kocasının ‘Bizim aile’ diye kendi ailesini ön plana çıkarmasını doğru bulmaz. Evliliğinizde mümkün olduğu kadar az sorun yaşamak istiyorsanız, önce ev dediğiniz yerin, eşinizle paylaştığınız yuva olduğunu aklınızın bir köşesine yazın.

AddThis Social Bookmark Button




Eglence
irc hosting, web hosting, web tasarim

kiralik bobchat